Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Tilavet Secdesinin Hükümleri

Tilavet Secdesinin Hükümleri

Sponsor Bağlantılar

Dört mezhebine göre Tilavet secdesi ile ilgili hükümler

Aşağıdaki şartlar dâhilinde secde ayetini okuyanın ve dinleyenin secde etmesi, Hanefiler dışındaki üç mezhebin ittifakıyla sünnettir.*

*Hanefiler: Tilavet secdesinin hükmü, okuyana ve dinleyene vacip olmasıdır. Secde ayetini okuyan ve dinleyenlerden, secde etmeyen günahkâr olur.
Hanefîler bu hükme varırken şu ayetleri delil kılarlar: ” “Ve kendilerine Kur’ân okunduğu zaman, secde etmiyorlar!” (İnşikak, 21)
Şafiî mezhebine göre tilavet secdesi

Sonra bu vücub bazen geniş süreli bazen de dar süreli olur. Secdenin mûcib sebebi, yani secde ayetinin okunuşu namaz dışında vuku’ bulmuş ise bu vücûb geniş süreli olur. Hayatın sonuna kadar ertelense ve hatta yükümlüsü secde etmeden ölse bile günahkâr olmaz. Ama geciktirmek tenzihen mekruhtur. Secdenin mûcib sebebi namazda vuku’ bulmuşsa, yani bir kişi secde ayetini namazdayken okumuşsa, bu durumda derhal secde yapması vacip olur.

Secde ayetini işitenin, dinleme kastı olmalıdır. Böyle bir kastı olmayan kişinin secde etmesi, Malikilerle Hanbelilere göre vacip değildir. Hanefilerle Şafiilerin bu husustaki görüşleri şöyledir: “Secde ayetini işitenin, dinleme kastı olması şart değildir. Aksine, dinleme kastı bulunmasa bile her işitenin secde etmesi gerekir.”
Bunlardan ayrı olarak mezheplere göre tafsilatlı bazı şartlar daha vardır:

Hanefilere göre: Namazın, iftitah tekbiriyle vaktin belirtilmesi niyeti dışındaki bütün şartları, tilavet secdesi için de şarttır. Bu ikisi, tilavet secdesi için şart koşulmamıştır.

Müslüman olmak, baliğ olmak, akıllılık, hayız ve nifastan temizlik gibi namaz için gerekli olan vücub şartları, aynı şekilde tilavet secdesi için de vücub şartlarıdır. Şu halde dinlemek veya okumak durumunda çocuğa, deliye, kâfire, hayızlı ve nifaslıya tilavet secdesi vacip olmamaktadır. Ama bunlardan birinin okuduğu secde ayetini duyan biri, eda olsun kaza olsun, secdeyle yükümlü olmaya ehil ise, secde etmek mecburiyetinde olur.

Bu ayetleri duyanlar, sarhoş veya cünüp olsalar da secdeyle yükümlü olurlar. Çünkü bunlar, secdeyi kaza olarak yerine getirmekle mükelleftirler. Yalnız, secde ayetini deli bir kimse okumuşsa, duyanların secde etmeleri vacip olmaz. Mümeyyiz olmayan çocuk ta deli hükmüne tabidir. Çünkü tilavetin (Kuran-ı Kerim okumanın) sahih olabilmesi için mümeyyizlik şarttır. Yine bu cümleden olmak üzere, secde ayetini nakleden teyp gibi bir aletten veya papağandan işiten kimsenin de tilavet secdesi yapması gerekmez. Zira bu ikisinde, tilavetin sahih olabilmesi için gerekli mümeyyizlik şartı mevcud değildir.

Hanbelilere göre: Tilavet secdesinin sahih olabilmesi için okuyanın ve dinleyenin hadesten taharet, necasetten uzak durmak, kıbleye yönelmek, niyet ve namazın sıhhati için gerekli diğer şartları taşımaları şarttır. Secde ayetini dinleyenlerin ayrıca şu iki şartı daha taşımaları gerekir:

1-Ayeti okuyanın, dinleyene, nafile namazda olsa bile imamlık yapmaya yetkili olması gereklidir. Mesela bu ayeti bir kadından dinleyen kişinin secde etmesi sünnet olmaz. Yine bu ayeti, insandan başka bir varlıktan, mesela teypten veya papağandan işiten kişinin secde etmemesi daha iyi olur. Secde ayetini kendisine imamlık etmeye ehil olmayan bir ümmiden veya kötürümden işiten kişinin secde etmesi sünnet olur.

2-Secde ayetini okuyanın da secde etmesi gerekir. Secde etmediği takdirde bu ayeti kendisinden işiten kişinin de secde etmesi sünnet olmaz. Eğer secde ayetini okuyan kimsenin sağ tarafı boşsa, sol tarafında veya önünde secde etmesi sahih olmaz. Sessiz kıraatli bir namazda imamın secde ayetini okuması mekruhtur. Okuyup da secde etmesi halinde, cemaatin kendisiyle birlikte secde etmesi gerekmez. Ama sesli kıraatli namazlarda durum bunun tersinedir. İmama secde ettiği takdirde, cemaatin de kendisine uyarak secde etmesi sünnet olur. Şunu da kaydedelim ki: secde ayeti bir defadan fazla okunur ve duyulursa, tilavet secdesinin de o nisbette tekrar edilmesi sünnet olur.

Malikilere göre: Tilavet secdesinin sahih olabilmesi için, okuyanın veya işitenin hadesten taharet, necasetten taharet, kıbleye yönelme, setr-i avret ve namazın sıhhati için gerekli diğer şartları taşımaları gerekir. Okuyan, fasık olsa veya kadın gibi imamlığa yetkili olmadığı halde, okumakla halka sesinin güzel olduğunu duyurmayı kasdetmiş olsa bile tilavet secdesi yapar. Farz da olsa, namazda secde ayetini okuyan kişi, bu secdeyi namazda eda etmelidir. Ancak farz namazdayken kasıtlı olarak secde ayetini okumak mekruhtur.

Bu anlatılanlar, namaz kılan kişinin imam veya münferit olmasıyla ilgiliydi. İmama tabi olarak namaz kılmakta olan kişiye gelince; bu kişi, imamına tabi olarak secde eder. Secde etmediği takdirde namazı batıl olmaz. Çünkü bu, namazın parçalarından biri değildir. Secde ayetini imamdan ayrı olarak okuyan kişinin secde etmemesi gerekir. Secde ettiği takdirde, davranışı imamınkine zıt olduğu için namazı batıl olur. Tilavet secdesi hususunda, secde ayetini okuyan kimse açısından üç şart daha gereklidir:

1-Secde ayetini okuyan kimsenin farz namazda farz namazda imamlığa yetkili olması gerekir. Delinin, kafirin veya abdestsiz olan bir kimsenin secde ayeti okuması halinde, ne kendisi ne de dinleyen secde etmezler. Aynı şekilde dinleme kasdı olmaksızın işiten de, secde etmez. Okuyan kadın veya çocuk ise, kendisi secde eder, ama dinleyen secde etmez.

2-Secde ayetini okuyan kişi, sesinin güzelliğini halka duyurmak kastıyla okumuş olmamalıdır. Maksadı bu ise dinleyenler secde etmezler.

3-Secde ayetini dinleyenin kastı, okuyucudan kıraat ve izhar, idgam, med, kasır ve benzeri şeyler gibi kıraatle ilgili hükümleri veya sözgelimi Verş’in ve diğerlerinin rivayetleri gibi kıraatle ilgili bir rivayeti öğrenmek olmalı, yada okuyucunun maksadı, bu hususları öğretmek olmalıdır.

Secde ayetini işiten kişi bu şartlara haiz olduğu takdirde secde eder. Okuyan secde etmese bile kendisi secde eder. Ancak namazda imam, secde ayetini okuyup secde etmezse, cemaat ondan ayrı olarak secde etmez. Kuran-ı Kerim okumakta olan kişinin abdesti yoksa, sırada gelen secde ayetini okumaz ve kıraat tertibini bozmamak için sadece kalbiyle bu ayeti mülahaza eder ve öylece bir sonraki ayete geçer. Hoca ve öğrencisi, secde ayetini birkaç kez tekrar ederlerse, her birinin sadece ilk okuyuşta bir defa secde etmeleri sünnet olur. Okuyucu bir veya iki ayet gibi kısa bir fasıla ile sadece mahallini geçerse, secde ayetini tekrar iade etmeksizin secde etmesi istenir. Ama aradan daha uzun bir fasıla geçmişse, farz namazda olsa bile secde ayetini yeniden okuyarak secde etmelidir. Yalnız, farz namazda rüku’ edilmediği takdirde secde eder. İkinci rek’atte rüku’a vardıktan sonra secde zamanı kaçırılmış olur.
Şafiilere göre: Tilavet secdesi için gerekli bazı şartlar vardır:

1-Kıraat, meşru bir kıraat olmalıdır. Cünüp kimsenin okuması gibi haram, veya namaz kılmakta olan kişinin, sözgelimi rüku’ halinde okuması gibi mekruh bir kıraat ise, ne okuyanın ne de dinleyenin secde etmeleri sünnet olmaz.
2-Secde ayeti, okuma kastıyla okunmuş olmalıdır. Secde ayetini unutarak okumaktan veya papağan (ve fonoğraf) gibi unutmuş kimse hükmünde olanların okumasından dolayı secde etmek meşru’ olmaz.

3-Secde ayetinin tamamı okunmuş olmalıdır. Bir kısmı okunduğu takdirde secde gerekli olmaz.
4-Secde ayeti, Fatiha’yı okumaktan aciz biri tarafından Fatiha yerine okunmuş olmamalıdır. Fatiha yerine okunursa secde gerekmez.

5-Secde ayetinin okunmasıyla, secde arasındaki fasıla uzun sürmemeli ve ondan yüz çevrilmemelidir. Aksi takdirde secde gerekmez. Fasılanın uzunluğu, normal kılışla iki rek’at namaz kılma süresinden fazla olan bir zamanla takdir edilmiştir.

6-Secde ayetinin tamamını bir kişi okumuş olmalıdır.
7-Taharet, kıbleye yönelme gibi namaz için şart olan hususlar, tilâvet secdesi için de şarttır. Bu şartlar genelde hem namaz kılanda, hem de diğerlerinde aranır. Ancak, namaz kılan için iki şart daha gereklidir:

Birincisi: Secde ayetini secde etmek kasdıyla okumamalıdır. Bu maksatla okur da kasıtlı olarak ve aynı zamanda hükmünü bilerek secde ederse namazı batıl olur. Ancak, Cuma günü sabah namazında secde suresini okumak bundan istisna edilmiş olup sünnettir. Dolayısıyla bu namazda secde etmek de sünnettir. Ama Cuma sabahında bundan başka secde ayetlerini okuyup da namazdayken secde edilirse namaz batıl olur. Tabiî bu hüküm kasıtlı olarak ve hükmünü bilerek böyle yapıldığı takdirde geçerlidir. Ama bunun yanında, sözgelimi Perşembe günü sabah namazında Secde sûresini bile bile okuyup namazdayken secde edenin namazı batıl olur.

İmamın secdesi meşru olduğu takdirde, ardında namaz kılmakta olanın kendisine tâbi olarak secde etmesi vâcib olur. Hükmünü bilerek ve kasıtlı olarak bu hususta imama uymayanın namazı batıl olur.

İkincisi: Namaz kılmakta olanın, secde ayetini de bizzat kendisi okumuş olmalıdır. Secde ayetini başkası okuyup secde etse bile, kendisi secde etmez. Hükmünü bilerek ve kasıtlı olarak secde ederse namazı batıl olur. Cenaze namazını kılmakta olan kişi, secde ayetini okusa bile secde etmez. Hutbe okuyan kişiyse, secde ayetini okumakla secde eder. Etmesi de sünnettir. Ama dinleyiciler, secde ettikleri takdirde hutbeden yüz çevirmiş olacaklardır. Böyle olunca da secde etmeleri haram olur.

Secde ayetler mahiyet itibariyle şu üç muhtevadan birini taşır:
* Ya secdeyi emretmektedir, bu emri yerine getirmek için secde edilir.

* Yahut secdeye teşvik ve secde edene övgü ifade edilmektedir, bu ayetlerde de secde edilir ki fazilete erilsin.
* Yahut secdeyi medh edici bir sîga ile bahsedilir. Kâfirlerin secde etmediği ifade edilir. Kâfirlere muhalefet etmek için de bu ayetlerde secde edilir. (Kütüb-i Sitte)

Ebû Hureyre (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: “Âdemoğlu secde ayeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: “Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emr olundum ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var” der.”

Ebû Saîd’den (ra): O, rüyasında secde suresini yazdığını, secde ayetini okuyunca da, kalemin, hokkanın ve her şeyin secdeye kapandıklarını gördü. Dedi ki: “Bunu Allah Resulü’ne (asm) anlattım. Ondan sonra devamlı olarak (okudukça) o ayetin secdesini yapmaya başladı.” (Büyük Hadis Külliyatı)

İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm), içerisinde secde ayeti olan sureyi okur, (ayetler geldikçe) secde ederdi, biz de secde ederdik. Öyle ki (izdiham sebebiyle) namaz dışı vakitlerde alnımızı koyacak secde yeri bulamadığımız olurdu.” (Buhari)

Müteakip cumada da (aynı şekilde) aynı sureyi okumuş, secde ayetine gelince:”Ey insanlar, biz secde ayetlerine uymuyoruz. (Bunlar okununca) kim secde ederse isabet eder, kim de secde etmezse üzerine günah yoktur” der ve Hz. Ömer (ra) secde etmez.”

Rebî’a İbnu Abdillah’ın (ra) anlattığına göre: “Hz. Ömer (ra) cuma günü, minber üzerinde (hutbe verirken) Nahl suresini okumuş, secde ayetine gelince;

“Ey insanlar, biz secde âyetlerine uymuyoruz. (Bunlar okununca) kim secde ederse isabet eder, kim de secde etmezse üzerine günah yoktur” der ve Hz. Ömer (ra) secde etmez.”

Buhârî’nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Allah, secdeyi dilemezsek farz etmemiştir.”
Hadisin son kısmından, âlimler tilâvet secdesinin farz olmadığı hükmünü çıkarmış ise de Hanefîler: “Vâcib olmasına mâni değil” diye cevap vermişlerdir. Hanefîler “dilemezsek” kaydını “okumazsak vacib olmaz, ama okuduk mu vacib olur” diye açıklayarak, bu ifadeye dayanarak “vacib değildir” diyenlere cevap verirler.
Hz. Ömer’in, “Kim secde etmezse üzerine günah yoktur” sözünden, bazı âlimler tilâvet secdesinin vâcib olmadığına delil çıkarmışlardır.
Zeyd İbnu Sâbit (ra) anlatıyor: “Resûlullah’a (asm) Ve’nnecmi sûresini okudum, bunda secde etmedi.”
Bu bahsin baş kısmındaki açıklamada da belirtildiği üzere, secde gereken ayetler bahsi ihtilaflı bir mevzudur. Sadedinde olduğumuz rivayet, Necm sûresinde secde olmadığını ifade etmektedir. Mâlikîler bu rivayetle amel ederek “Mufassal sûrelerde secde yoktur” demişlerdir. Ebû Sevr gibi değerlendirenler de “Necm sûresinde secde yoktur” demiştir. İbnu Hacer: “Bu halde Necm sûresinde secdenin terki, mutlak olarak o sûrede secdeyi terketmek ma’nâsına gelmez” der ve ilave eder: “O sırada secdenin terkedilmiş olması, Efendimiz’in abdestsiz olmasından veya vaktin mekruh vakitlerinden biri olmasından ileri gelebilir. Bu, ihtimalden uzak değildir. Yahut okuyanın secde etmemiş olmasındandır. Mamafih, Resûlullah (asm), secdeyi terk etmenin cevazını göstermek için de secde etmeyi terk etmiş olabilir,”der.

Meseleye eğilen imamlar bu sonuncu ihtimali en kuvvetli ihtimal olarak değerlendirirler. Şâfiî bu hususta cezmeder, yani kesin kanaat beyan eder. Ona göre, “Necm sûresinde secde vâcib olsaydı bilahare de olsa secde etmeyi emrederdi.” (Kütüb-i Sitte)

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Maliki mezhebine göre tilavet secdesi Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top