Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Tefekkürün farzları nelerdir ? Nasıl tefekkür etmeliyiz ?

Tefekkürün farzları nelerdir ? Nasıl tefekkür etmeliyiz ?

Sponsor Bağlantılar

Tefekkürün farzları nelerdir ? Nasıl tefekkür etmeliyiz ?
Tefekkürün farzları nelerdir ? İnsan nasıl tam anlamıyla tefekkür edebilir?

CVP:1
Kâinat, muazzam mânâların ifade edildiği muhteşem bir kitap; insan ise, bu kitabın en anlayışlı muhatabıdır
Bir arının çiçekten çiçeğe konup bal yapması gibi, insan dahi kâinat kitabının sayfalarında seyahat ederek, tefekkür balı yapar

Tefekkür, varlıklara Allah namına bakmaktır Şüphesiz, pencereye bakmakla pencereden bakmak bir değildir P
encereye bakanlar lekeleri görür, pencereden bakanlar ise, güzellikleri seyrederler Tefekkür, mevcudat pencerelerinden
Allah’ın isim ve sıfatlarına nazar etmektir Her bir varlık, Allah’tan bir mektuptur Bayrak, bir bez olmanın ötesinde devleti sembolize eder;
dalgalandığı yerlerin, o devlete ait olduğunu haykırır Onun gibi, her bir varlık dahi, Allah’ın Rububiyet saltanatını ilan etmektedir

Yeryüzü ve semavattaki varlıkları tefekkür nazarıyla temaşa edenler, İlâhi sanatın mükemmelliği karşısında hayret secdesine varırlar
Kalplerindeki iman coşar, yakînleri ziyadeleşir İnce tefekkür duygularına, hislerini de katabilirlerse, İlâhî sanatı seyir ve temaşadan,
tarifin fevkinde bir zevk alırlar “Her şey bana Seni hatırlatıyor” derler

Şu ayetler, tefekkürle ilgili bir kısım esaslara işaret eder:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece gündüzün peşpeşe gelişinde, akıl sahipleri için ayetler (deliller, ibretler) vardır O
nlar, ayakta iken, otururken ve yanlarına uzandıklarında Allah’ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler
‘Ya Rabbena, Sen bunları boşuna yaratmadın, Seni tenzih ederiz Bizi cehennem azabından koru’ (derler) (Âl-i İmran Sûresi, 190-191)

1- İnsan, tefekkür ederken Allah’ın zâtını değil, yarattıklarını düşünmelidir Resulullah, bir topluluğa vardığında ne yaptıklarını sormuş,
“Allah’ın azametini tefekkür ediyoruz” cevabını alınca, “Allah’ın mahlukatını tefekkür edin, kendisini değil Çünkü buna güç yetiremezsiniz” demiştir
(Aclûnî, I, 311)

2- Hilkatte abes yoktur Her şey yerli yerinde yaratılmıştır Bütün ilimler, yaratılıştaki mükemmelliğin şahididirler
“Çevir gözünü, bir çatlak (kusur) görebilir misin? Sonra, bir daha, bir daha çevir Sonunda göz, yorgun argın sana geri dönecektir” (Mülk Sûresi, 3-4)
ayeti, bu mükemmelliğe dikkat çekmektedir

3- Gâibane tefekkür, neticede insanı Allah’a seslenişe sevk edecektir Nitekim, bu ayette anlatıldığı gibi,
önce göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür etmişler, sonra birden hitap makamına yükselip, yalvarışa geçmişlerdir

Gerek kâinat kitabının ayetlerinin tefekkürü, gerekse Kur’ân ayetlerinin tefekkürü, her müminin en belirgin vasıflarından olmalıdır

ProfDr Şadi Eren

Cevap2: Tefekkürün farzları nelerdir ? İnsan nasıl tam anlamıyla tefekkür edebilir?

Tefekkür bir saati, bin rekat nafile namazdan efdal olabilen çok kıymetli bir ibadettir. İnsanın akıl, zihin, hayal, kuvve-i vahime, kuvve-i müfekkire, vicdan, kalp ve çok hislerini kullanmasıyla derinliği artar ve insanı manevi alemlerle irtibatlı hale getirir. Asrımızın idrakine Kur’an’ı anlatan Risale-i Nur külliyatındaki bütün bahisler insanı sistemli olarak tefekküre alıştırmak üzere telif edilmiştir.

Kainatta herşey -başta kendi varlığımız- Allah’ı isim ve sıfatlarıyla anlatır; gayb aleminden haber verir. Bunları Kur’an’ın ilk emri olan “Oku!” emrine göre hakikatiyle okuyabilmek ve o mahlukat aynasında Allah’ın isimlerinin iş gördüğünü fark edebilmek tefekkürdür.

İnsanın tefekküre başlayabilmesi için öncelikle zihninde sağlam ve yeterli düşünce malzemesi olması gerekir. Bu malzemeleri güvenilir bir kaynaktan toplayıp sonra da onları bir araya getirerek insan tevhid binasını yapar. Yalnız burada çok önemli bir şart vardır ki, “aklın nuru kalpten gelir”. Yani bu malzeme toplama ve onları kullanıp bir netice elde etme aşamalarının tümünde insanın önünü açan kalbinden gelen iman nurudur; eğer bu nur olmazsa alınan bilgiler maddi, sathi kalır; tevhid binasını yaptıracak bir keyfiyeti olmaz. İnsan o bilgiyi elde eder ama bunu Allah’a varmasına yarayacak bir şekilde kullanamaz, ancak ağırlık olur. Oysa ihlas ile bilgiyi alsa ve Allah’ın rızasını nasıl kazanabilirim niyetiyle onu öğrenmeye çalışsa o bilgi kalpten gelen nur ile o insanı başka bir noktaya götürür, Allah’ın varlığını, vahdetini temaşa etmesine vesile olur. Burada kalpten gelen nuru yani ihlası bozan bazı nefsi hastalıklar vardır ki izale edildikçe tefekkür daha daimi ve derin bir şekilde olur.

Tefekkür için şöyle bir sıralama yapabiliriz:

1- Sağlam ve idrakimize uygun bir kaynak seçimi

2- Devamlı ve sistemli okuyarak bilgilerimizi artırmak

3- Niyet ve ihlasımızı daima kontrol ederek öğrendiğimiz bilgileri Rabbimizle irtibatımızda kullanabilmek.

Ayrıca Risale-i Nur külliyatında mahlukatın yaradılış gayelerinin insana tezahür etmesiyle ilgili 24.mektub isimli kısmı, tefekkürdeki alınacak yol haritası olarak görebiliriz.

selam ve dua ile..

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Kuran'da Hz. Muhammed'in Duaları Nelerdir ? Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: nasıl tefekkür etmeliyiz

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top