Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Şafi mezhebine göre bayram namazı ile ilgili hükümler nelerdir?

Şafi mezhebine göre bayram namazı ile ilgili hükümler nelerdir?

Sponsor Bağlantılar

Şafi mezhebine göre bayram namazı ile ilgili hükümler nelerdir?

Bayram namazı, cuma namazı kılmakla yükümlü olan herkes için müek-ked bir sünnet-i ayındır.

Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı, cuma namazını kılmakla yü­kümlü olanlar için vaciptir.

Hac ibadetini eda etmekte olanlardan başkalarının bu namazı cemaatle kılmaları sünnettir. Hac ibadetini eda etmekte olanlarınsa bu namazı yalnız başlarına kılmaları sünnettir.Bayram namazının vakti, güneşin doğusuyla başlayıp zevale ermesine kadar devam eder. Ama güneşin, doğduktan bir mızrak boyu yükselmesine, yani doğduktan yaklaşık 25 dakika sonrasına kadar ertelemek daha faziletli olur.(Nevevî, el-Mecmû‘, 5/5, 6, 20-24.)

Bayram namazı için ezan okunmaz, kamet edilmez. Namaza durulacağı zaman, “es-Salâtü camia!” diyerek duyuru yapılır.Bu namaz iki rek’at olup birinci rek’atında iftitah tekbirinden sonra ve eû-zü besmele çekip de kıraate başlamadan önce zevâid tekbirleri denen yedi tekbiri almak menduptur. Bu tekbirlerin her biri alınırken eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Her iki tekbir arasında normal uzunlukta bir âyet okuyacak ka­dar bir ara vermek ve bu arada da, “Sübhânellahi velhamdü lillahi ve lâ ilahe illallahu vallahu ekber” demek sünnettir.Ayrıca her iki tekbir arasında ellerin, göğüs altında sağ el sol elin üstü­ne gelecek şekilde bağlanması da sünnettir.İkinci rek’ata kalkış tekbirinden sonra her ikisi arasına fasıla konarak beş tekbir alınır. Bu fasılalar arasında da eller, birinci rek’atın tekbirleri arasında bağlandığı şekilde bağlanır.Hey’et adıyla adlandırılan bu zevâid tekbirlerinin alınması sünnettir. Bun­ların alınmaması, sehiv secdesini gerektirmemekle birlikte mekruhtur. Alınan tekbirlerin sayısında şüphe edilmesi halinde, en azı hesap edilir ve gerisi ta­mamlanır. Eûzü besmeleden önce alınmaları müstehaptır. Sıra bakımındankıraatten önceye alınmaları şarttır. Unutup tekbir almadan kıraate başlanırsa, zamanı geçtiği için artık tekbir alınmaz.Bu hükümler hem imam, hem de imama uyanlar için geçerlidir. Yalnız ikinci rek’ata imamla birlikte giren kişi, iftitah tekbirinden ayrı olarak imamla birlikte beş tekbir alır. İmam fazla tekbir alsa da muktedî, bu hususta ona uy­maz.İmamın selâm vermesinden sonra kalkıp eksik rek’atı tamamladığında yedi tekbir alır. İmam, zevâid tekbirlerini terkederse, ona uyan cemaat de ter-keder. Tekbirleri alırken şayet ellerini üç defa peş peşe kaldırırlarsa, amel-i kesîr işlediklerinden dolayı namazları bozulur. Bundan daha az sayıda tekbir alan bir imama uyan kişi, tekbir esnasında imamın ellerini kaldırmasına uya­rak kendisi de ellerini kaldırır.

Bayram namazlarında kıraat sesli yapılır. Ancak imama uyarak bu nama­zı kılanlar, kıraati sessiz yaparlar. Tekbirlerin herkesçe sesli olarak alınması sünnettir.

Hanefî mezhebine göre ise bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir.(Zühaylî, el-Fıkhü‘l-İslâmî, 2/1406.)

Birinci rek’atta Kâf ve A’lâ sûrelerinden birinin, ikincide ise Kamer ve Gâ-şiye sûrelerinden birinin okunması sünnettir. (Şirbînî, Mugni’l-Muhtâc, 1/587-589.)

Bayram namazı vaktinde kılınmadığı takdirde daha sonra kaza edilebilir. Hacı adayları dışındaki kişilerin bayram namazını cemaatle kılmaları sünnet­tir. İmamla birlikte kılmayanlar, bu namazı diledikleri vakitte aslî şekliyle kıla­bilirler. Bayramın birinci günü zevalden önce kılınırsa eda, zevalden sonra kı-lınırsa kaza olarak kılınmış olur.

Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı tek başına kılınamayacağı gi­bi daha sonra kazası da olmaz.

Bayramın ve bayram namazının sünnet ve mendupları

1. Bayram namazından sonra hutbe okunması.

2.  Hutbe esnasında hatip tekbir alırken cemaatin de tekbir alması.

3.  Bayram gecelerini, Allah’ı zikrederek, namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve benzeri güzel ameller işleyerek ihya etmek. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Sevabını sırf Allah’tan bekleyerek ramazan ve kur­ban bayramı gecelerini ihya eden kişinin kalbi, kalplerin öldüğü günde öl-mez.” (İbn Mâce, Sıyâm, 68.)

Yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılmakla da bu geceler ihya edilmiş olur.

4.  Bayramlar için bilinen şekliyle gusletmek, koku sürünmek ve temiz el­biseler giyinmek. Varsa elbiselerin yenilerini giyinmek.

5.  Ramazan bayramında bayram namazına gitmeden önce bir şeyler ye­mek; kurban bayramında ise yeme işini bayram namazından sonraya bırak­mak.

6.  Kurban kesenin kurban etinden biraz yemesi.

7.  İmamdan başkasının bayramın birinci günü sabah namazından sonra ve henüz gün doğmadan önce de olsa, bayram namazı kılınacak yere gitmek­te acele etmesi.

8. Bayram günlerinde tırnakları keserek, bedendeki tüy, kıl ve kirleri gide­rerek temizlemek, üst-başı düzeltmek ve bedene çekidüzen vermek.

9.  Namaza yürüyerek gitmek, giderken de seslice tekbir almak

Hanefî mezhehhe göre bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir. (Zühaylî, el-Fıkhü‘l-İslâmî, 2/1406.)

Bu tekbirleri namaza başlayıncaya kadar devam ettirmek. İmamın ise tekbir almayı mihraba geçinceye kadar sürdürmesi.

10.  Namaza gelenin, namazdan sonra evine başka yoldan dönmesi.

11.  Bayram günlerinde kişinin, mümin kardeşlerini güler yüz, sevinç ve ferahla karşılaması.

12.  Bütçesine göre sadaka dağıtması.

13.  Yükümlüsü ise fitresini sabah namazıyla bayram namazı arasında vermeye çalışması.

14.  Ramazan bayramı hutbesinde, hatibin fitre hakkında bilgi vermesi.

15. Kurban bayramı hutbesinde ise teşrik tekbirleri ve kurban ibadeti hak­kında bilgi vermesi.

Bayram hutbelerinin rükünleri

Bayram hutbelerinin rükünleri dört tane olup şöyle sıralanabilir:

1.  Her iki hutbede Peygamber Efendimiz’e salât okumak. Bu rüknü yeri­ne getirirken salât kelimesini telaffuz etmek zorunludur. Salâtta bulunurken Peygamber Efendimizin “Muhammed” ismini zikretmek şart değildir. Bunun yerine onun isimlerinden herhangi birini söylemek de yeterli olur. Yalnız isim yerine zamir koymak yeterli olmaz.

Hanefî mezhebine göre bayram hutbeleri ile cuma hutbesi arasında rü­kün bakımından bir fark yoktur. Yalnızca az veya çok miktarda mutlak olarak zikretmek, hutbenin tek rüknüdür. Hutbenin tahakkuku için sadece bir defa “elhamdülillah” veya “sübhânellah” ya da “lâ ilahe illallah” demek yeterli olur. Yalnız bunlarla yetinmek tenzîhen mekruhtur. İkinci hutbenin okunması da şart olmayıp sünnettir.

2.  Her iki hutbede, -takva kelimesi kullanılmasa bile- Allah’tan sakınmayı tavsiye etmek. Bu da “Etîullaha” gibi bir cümleyi okumakla yerine getirilmiş olur.

3.  İki hutbeden birinde bir âyet okumak. Bu âyetin birinci hutbede okun­ması yeğdir. Okunan âyet kısa ise tamamını okumak gerekir. Uzun ise bir kıs­mını okumak yeterli olur. Okunan âyetin, Allah’ın vaadini, tehdidini, hükümle­rinden birini, bir kıssayı, bir meseli veya bir haberi içermesi gerekir.

4.  İkinci hutbede hatibin, mümin erkeklerle kadınlara dua etmesi ve du­anın, mağfiret talebi gibi âhiretle ilgili olması şarttır. Okunan duanın, hatibin ni­yetinde hazır bulunanların yanı sıra diğerlerini de kapsaması gerekir. Duada başkaları lafzen kastedilirse hutbe geçersiz olur.Bayram hutbelerinin anılan tekbirlerle başlatılması sünnettir. Cuma hut­besinde ise durum böyle olmayıp hutbenin hamd maddesiyle, yani “elhamdü-lillâhi” ya da “ehmedühû” gibi benzeri bir cümle ile başlatılması gerekir.

Bayram hutbelerinin şartları

Bayram ve cuma hutbelerinin sahih olması için hatibin, hutbe rükünlerini sesli okuması şarttır. (Şirbînî, Mugni’l-Muhtâc, 1/589.)

Sesinin yükseklik sınırı ise, onu cemaatten en azın­dan kırk kişinin işitmesidir. Bu kırk kişi cuma namazının kılınabilmesi için mut­laka gereklidir. Bu sayıdaki cemaatin hutbeyi bilfiil işitmesi şart değildir. Sadece hatibi işitebilecek bir mesafede bulunmalıdırlar. Öyle ki kulak verdikleri tak­dirde onu işitebilmelidirler. Ama hutbeyi dinlemeyip kulaklarını başka tarafa vermeleri halinde bu, hutbenin sıhhatine zarar vermez. Ancak bunlar sağır ol­dukları veya uyudukları yahut hatipten uzakta bulundukları takdirde işiteme-yecek durumda olurlarsa, hutbe sahih olmaz. Zira bu durumda hutbeyi hük­men de olsa işitebilecek durumda değildirler.Bayram hutbelerinin namazdan sonra okunması şarttır. Namazdan önce okunursa geçerli olmaz ve bu durumda namazdan sonra yeniden okunması gerekir,

Teşrîk tekbirleri

Arefe günü sabah namazından başlayıp kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit namazın farzları kılındıktan sonra teşrîk tekbiri almak sünnettir.

Hanefî mezhebine göre anılan günlerde yirmi üç vakit namazının farzın­dan sonra teşrîk tekbiri almak vaciptir.

Eskiden bu günlerde kesilen kurbanların etleri kıyılıp kurutulurmuş. Buna Arapça’da “teşrîk” dendiği için, bu günlerde alınması sünnet olan tekbirlere de bu sebeple teşrîk tekbiri ve bu günlere de teşrîk günleri denmiştir. Bu günler­de vakit namazlarının yanı sıra kaza namazları, adak namazları, farzlara bağ­lı sünnet namazlar, mutlak veya mukayyed nafile namazlar kılındığında bu namazlardan sonra da teşrîk tekbiri alınması sünnettir.Her iki bayramda da evlerde, yollarda, mescidlerde, çarşı-pazarlarda yüksek sesle tekbir almak  Sünnettir. Nâtiİn Abdullah b. Ömer’den rivayet etti­ğine göre Resûlullah (s.a.v) ramazan ve kurban bayramlarında amcası Ab-bas’ın oğulları FazI ile Abdullah’ı, amcası Ebû Tâlib’in oğulları Ali ile Ca’fer’i, torunları Hasan ile Hüseyin’i, Üsâme b. Zeyd, Zeyd b. Harise ve Ümmü Ey-men’in oğlu Eymen’i yanına alarak yüksek sesle tekbir ve tehlîl getirerek na­mazgaha gitmiştir.( Zühaylî, el-Fıkhü‘l-İslâmî, 2/1410.)

Teşrîk tekbirinin metni şöyledir:

Üçüncü tekbirden sonra şu ilâvenin yapılması müstehap olur:

Sorularla islamiyet

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Şafii Mezhebinde Bayram Namazlari Zamanı,Hükmü,Meşruyeti Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top