Buradasınız: Anasayfa / Sorular ve Cevaplar / Şafi Mezhebinde Namazı Kısaltmanın Şartları Nelerdir ?

Şafi Mezhebinde Namazı Kısaltmanın Şartları Nelerdir ?

Sponsor Bağlantılar

Namazların Kısaltmanın Şartları

Namazı kısaltmanın sahih olabilmesi için gereken şartlar şunlardır:

1. Yolculuk mesafesi 16 fersah olmalıdır. 1 fersah 3 mil eder. 1 mil de 6000 zirâdır. Bu da yaklaşık 90 km.dir.

2. Yolculuğa çıkan kişi, namazı kısaltarak kılabilmesi için sefere niyet et­miş olmalıdır. Ancak sefer niyetinin geçerli olabilmesi için iki şartın gerçekleş­mesi gerekir:

a) Yolcu, gideceği mesafenin tamamını katetmeye ilk çıkış anında niyet etmiş olmalıdır. Nereye gideceğini bilmeyen, seferinin hangi tarafa olacağına karar vermeden yola çıkan bir kişi, dünyanın tamamını dolaşsa bile, sefer? sa­yılmak için gerekli olan mesafeyi katetmeye niyet etmiş olmadığından nama­zı kısaltarak kılması caiz olmaz. Aynı şekilde seferîlik mesafesini katetmeye niyet ettiği halde, yolculuğu kesip ikamete niyet eden kişi de artık namazı kı-saltamaz.

Hanefî mezhebine göre seferî kişinin bilfiil ikamete başlamadıkça salt ika­mete niyet etmekle namazı tam olarak kılması gerekmez. Meselâ Ankara’dan Şanlıurfa’ya giden bir kişi yoldayken Şanlıurfa’da on beş günden fazla kalma­ya niyet ederse namazı kısaltarak kılar; Şanlıurfa ‘ya vardıktan sonra ise tam o/arak kılar.

b) Yolcu, karar vermede bağımsız olmalıdır. Başkasına tâbi olarak yolcu­luğa çıkan kişinin, bağlı olduğu şahsın yolculuğu kesmeye niyet etmemesi ha­linde kendisinin kesmeye niyet etmesi geçerli olmaz. Meselâ kadın kocasıyla, asker komutanıyla, hizmetçi efendisiyle birlikte yolculuk yaparken bu hükme tâbi olur. Ast, üstüne bağlı olmaktan kurtulduğunda seferden dönmeye niyet ederse, dönüş yolunda iki konaklık mesafeyi, yaklaşık 89 km.yi katetmeden namazı kısaltamaz.Yolculuğa niyet eden kişinin ergen olması şart değildir. Bir çocuk, nama­zı kısaltmaya ruhsat veren bir mesafeyi katetmeye niyet ederse namazı kısal­tarak kılar.

Hanefi mezhebine göre yolculuğa niyette ergenlik şarttır.

3. Namazı kısaltarak kılmanın sahih olabilmesi için, yapılan yolculuk mu­bah amaçlı olmalıdır. Yol kesmek, adam vurmak ve hırsızlık yapmak gibi ha­ram amaçlı bir yolculuğa çıkan kişi namazı kısaltamaz. Kısaltarak kılarsa na­mazı geçerli olmaz. Yapılan yolculuk mubah amaçlı olur da yolculuk esnasında haram bir fiil işlenirse bu, namazın kısaltılarak kılınmasına engel teşkil et­mez.

Hanefî mezhebine göre namazı kısaltarak kılmanın sahih olması için yol­culuğun mubah amaçlı olması şart değildir.

4. Yolcunun namazı kısaltarak kılabilmesi için, örfe göre seferi sayılabi­lecek bir mesafeye ulaşması gerekir. Buna göre yolculuğa çıkan kişi, içinde yaşamakta olduğu yerleşim birimine bağlı bina, bağ, bahçe ve mezarlık gibi yerleri geride bırakmadıkça namazlarını kısaltarak kılamaz.Liman kentlerinden birinde yaşayan bir kişi, yolculuğunu deniz ulaşım aracıyla yapacaksa, aracının hareket etmesi anından itibaren namazını kısal­tarak kılar. Araç eğer şehirdeki evlerin hizasından gitmekteyse, bu evleri ge­çip geride bırakmadıkça namazı kısaltarak kılması caiz olmaz.

5. Namazı kısaltarak kılmanın sahih olabilmesi için, namazı kısaltarak kı­lan seferî kişinin, namazı tam olarak kıldırmakta olan mukim bir imama tâbi bulunmaması şarttır. Mukim bir imamın arkasında bulunan seferî kişinin na­mazı tam olarak kılması gerekir. Vakit içinde de olsa vakit dışında da olsa hü­küm aynıdır.Yolcu, namazın tamamını veya bir kısmını mukim bir imama tâbi olarak kılarsa, son teşehhüdde imama tâbi olsa bile namazını tam olarak kılması ge­rekir.

Hanefî mezhebine göre yolcunun ancak vakit içinde mukim imama uyma­sı caizdir. Bu durumda da namazını tam olarak kılması gerekir. Vakit çıktıktan sonra mukim imama tâbi olması caiz değildir. Çünkü vakit çıktıktan sonra iki rek’atlık farz, yükselerek dört rek’ata çıkmaz. Yolcunun -şayet kılmamışsa-vakit çıktıktan sonra namazı iki rek’at olarak zimmetine girmiş olur. Bu takdir­de mukim bir imama tâbi olursa namazı bâtıl olur. Zira bu durumda birinci otu­ruş yolcu için farz; mukim imam için ise vaciptir. Gerek vakit içinde gerekse vakit dışında imamın durumu muktedînin durumundan üstte olmalıdır. Mukim kimsenin seferî birine tâbi olması, hem vakit içinde hem de vakit dışında sa­hihtir. Bu durumda mukim, imamın selâm vermesinden sonra kalkıp yalnız başına iki rek’at daha kılarak namazını dört rek’ata tamamlar.

6.Namazı kısaltarak kılmanın sahih olabilmesi için her namazın evvelin­de kısaltmaya niyet etmek şarttır.

7. Seferîlik hali namazın başından sonuna kadar devam etmelidir. Gemi ile yolculuk etmekte olan seferî bir kişi, namazı kısaltarak kılmaktayken gemi­si onun ikamet mahalline varır veya oradan geçerse yahut kendisi ikamete ni­yet edip etmediğinden ya da vardığı yerin kendi beldesi olup olmadığından şüpheye düşerse namazını tam olarak kılar. Çünkü bu sayılan durumlarda namazı kısaltma ruhsatı ortadan kalkmış ya da kalkıp kalkmadığı hususunda şüphe meydana gelmiştir.

Sorularla İslamiyet

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan İmamın Rükuda iken sonradan Gelenleri Beklemesinin Hükmü Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top