Buradasınız: Anasayfa / Sahabeler ve İslam Alimleri / İmam Eşari Kimdir

İmam Eşari Kimdir

Sponsor Bağlantılar

İmam Ebu El Hasan El Eş’ari Tarihi Hayatı ve Eserleri (260/873- 324/936)

Es’ariyye ekolünün temsilcisi olan Ebu’l Hasen Es’ârî’nin uzun adi Ali b. Ismail b. Ebi Bisr Ishak b. Salim b. Ismail b. Abdullah b. Musa b. Bilâl b. Ebi Bürde b. Mûse’l-Es’ârî’dir. Isminden de anlasilacagi üzere kendisi sahabeden Ebû Mûse’l-Es’ârî’nin (44/664-65) soyundandir. Künyesi Ebu’l-Hasan, lakâbi ise, Nâsiru’d-dîn’dir.
imam eşari kimdir (874-935)
Dogum tarihi hakkinda çesitli kaynaklarda hicri 260, 266, 270 ve 275 tarihleri verilmis olsa da, yaygin olan kanaata göre (260/873-74) tarihinde Basra’da dogmustur. Zira, O’nun (300/912-13) tarihinde Mu’tezile mezhebinden ayrildigi bilinmektedir. O’nun da o günlerde kirk yasinda oldugu bilindigine göre, dogum tarihi olarak (260/873-74) tarihinin daha dogru oldugu kanaati yayginlik kazanmaktadir.

Es’ari’nin hayatini, dogumundan on yasina kadar, on yasindan Mu’tezile mezhebinden ayrildigi zamana kadar ve bundan sonraki hayati olmak üzere üç devrede incelemek mümkündür.

1. Dogumundan on yasina kadar olan dönem:

Bu dönem O’nun çocukluk ve ilk tahsilini tamamladigi dönemdir ki, çesitli ilimleri tahsil etmis ve daha ziyade babasinin ahlaki ve ilmî terbiyesinde bulunmustur.

2. On yasindan Mu’tezile mezhebinden ayrilmasina kadar olan dönem:

Otuz yillik bir dönemi kapsayan bu dönem O’nun, üvey babasi Ebû Ali el-Cubbâî (302/914-15) ile ilmî yakinligi bulundugu dönemdir. O Kelâm ilmini de Cubbâî’den ögrenmistir. Fikih’ta Hanefi olan Es’ârî, itikatta hocasinin tesiriyle koyu bir Mu’tezile mezhebi savunucusu olmustur.

Hicrî 300 tarihinde O’nun Mu’tezile’den ayrilarak, Ehl-i Sünnet akîdesine baglandigi bilinmektedir. Ancak, O’nun bu ayrilisina çesitli kaynaklarda çesitli sebepler söylenmektedir. Bunlar arasinda en meshuru, hocasi Ebû Ali Cubbâî ile yaptigi bir münazara gösterilmektedir ki, bu sebep bir çok muteber kaynaklarca uygun görülmemektedir. Bir diger sebep de Es’ari’nin rüyasinda Hz. Peygamberi görmüs olmasi ve bunun üzerine görüsten vazgeçmis olmasidir. Bir diger görüse göre de, Es’ârî belli bir ilmî olgunluga eristikten sonra Mu’tezile fikirler kendisini tatmin etmemis ve onlari terketmistir. Bu üç görüs bir arada ele alinacak olursa; ilk iki sebebin de katkisiyla birlikte, son sebebin yani belli bir ilmî olgunluktan sonra bu karara varmis olabilecegi ihtimali daha fazla agirlik kazanmaktadir.

Rivayet edildigine göre Es’ârî bu karara vardiktan sonra, onbes gün evine kapanmis ve bu süre sonunda, bir Cuma günü Basra camiinde minbere çikarak sunlari söylemistir: “Ey insanlar, Beni taniyanlar, beni taniyorlar. Tanimayanlara da ben kendimi tanitiyorum. Ben falan oglu falanim. Ben, Kur’an’in yaratilmis oldugunu, Allah’in gözlerle görülemeyecegini, kötü fiilleri kendimizin yaptigini söylüyordum. Ben bunlardan tövbe ediyor ve bu fikirlerden vazgeçiyorum. Ey Insanlar, ben bu süre zarfinda evime kapandim ve bu fikirlerle ilgili delilleri düsündüm. Onlarin hiç birisi bana tercih sebebi olarak uygun gelmedi. Yüce Allah’tan bana hidayet etmesini istedim. O da bana su yazmis oldugum seyleri hidayet etti. Bunun üzerine, su elbiseden soyundugum gibi, bütün içinde bulundugum fikirlerden soyunuyorum”

3. Kirk yasindan ölümüne kadar olan dönem:

Mu’tezile mezhebinden ayrilip, selef akidesi üzere geri kalan hayatini devam ettiren Es’ârî, yaklasik yirmi bes yillik bu süre zarfinda, bol bol eser telif etmis ve selef akidesini müdafaa ile geri kalan ömrünü geçirmistir. Ehli Sünnet adina üslendigi müdafaa ile büyük taraftar kazanmis ve kendisinden sonra daha da gelisecek olan Es’ariyye ekolünün kurucusu ve temsilcisi olmustur. Zaten bir görüse göre Es’ariyye mezhebi, Mu’tezile’ye antitez olarak dogmustur.

Ilme oldugu kadar zühd ve takvâya da bagliligi ile bilinen Es’ârî, Subkî’nin rivayetine göre yirmi yil yatsi namazinin abdesti ile sabah namazini kilmistir (Subkî, Tabakâtu’s-Safiyye, 2/248).

Es’ârî’nin dogum tarihinde ihtilaflar oldugu gibi vefat tarihinde de bir takim ihtilaflar olmakla birlikte, tercih edilen görüse göre O, (324/936-37) yilinda Bagdat’ta ansizin vefat etmistir.

Ebu’l-Hasen Es’ârî’nin eserlerinin sayisi bazi kaynaklarda üçyüze kadar çikarilmis olup, bunlarin bir kismi, Mu’tezili görüsleri benimsedigi döneme aittir. Ancak bunlardan hiç birisi günümüze kadar ulasmamistir.

Es’ârî’nin eserlerini kaynaklarda zikredilen konularina göre su gruplara ayirarak ele almak mümkündür:

a) Kelâm ilmiyle ilgili olan ve özellikle Mutezileyi reddi hedef alan eserler.

b) Filozoflar, Tabiatçilar, Dehrîler, Brahmanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar gibi cereyanlari reddeden eserler.

c) Islâmî ve gayr-i Islâmî firkalarin görüslerini reddetmeksizin nakleden Makâlât kitaplari.

d) Tefsir, Hadis, Fikih ve diger Islâmî ilimler sahasinda meydana getirdigi eserler (Bekir Topaloglu, Kelam Ilmi, 137).

Es’ârî’nin eserleri konusunda bazi seyler söylemek mümkündür. Söyle ki; O’nun hayatinda iki ayri dönem oldugu bilinmektedir. Acaba hangi eser hangi döneme aittir? gibi sorular zihinleri mesgul etmektedir. Ancak, burada bilinen bir husus vardir ki, o da, Es’ârî’nin, Mu’tezile’den ayrildiktan sonra kaleme aldigi bir çok kitapta eski mezhebinin yanlisligini ve sakat taraflarini ortaya koymasi ve dolayisiyla eski yazdiklarini reddetmesidir. Zaten bugün elimizde Es’ari’ye ait olarak bulunan eserler fazla degildir ve hepsi son dönemlerinde kaleme alinmistir. Ibn-i Asâkir’in (571/I 1 76) verdigi bilgiye göre Es’ârî, el-Umed isimli eserinde, 320/935 tarihine kadar kaleme aldigi eserlerini ve neye dair olduklarini zikretmistir (Subkî, Tebyînu Kezibu’l-Müfteri, 135 v.d)

Es’ârî’nin eserlerini biz burada iki grupta vermek istiyoruz. Önce bugün elimizde bulunan eserleri, daha sonra da isimlerini kaynaklardan ögrendigimiz eserlerden bir kismini siralamak istiyoruz.

I. Bugün Mevcut Olan Eserleri:

1. el-Ibâne ‘an Usûli’d-Diyâne: Mu’tezilî fikirleri reddettikten sonra ilk önce kaleme aldigi bilinen eseridir. Önce kisaca selef akidesi özetlenir ve daha sonra Nübüvvet bahsi hariç, diger meseleler ele alinir. Tahkiksiz baskilarinin yanisira Dr. Favkîye Hüseyin Mahmud tarafindan yapilan tahkikli metni, 1977 yilinda Kahire’de basilmistir. Bu baskida, muhakkik tarafindan yaklasik 200 sahifelik ek bilgiler ve açiklamalar ilave edilmis ve çalisma daha da istifade edilir hale getirilmistir. Ayrica bu eser Ingilizce, Almanca ve Fransizca’ya da tercüme edilmistir. Su ana kadar henüz Türkçe’ye tercümesi yapilmamistir.

2. el-Lum’a fi’r-Reddi ‘Alâ Ehli’z-Zeyga ve’l-Bid’a: Kelâmi bir uslûbla yazilan bu eser on babdan olusmaktadir. Bu eserde Kelâmullah, Irade, Kader, Ru’yetullah, Va’d ve Vaîd ile Imamet konulan ele alinmistir. Çesitli baskilari ve çesitli dillere tercümeleri vardir. Tahkik baskilari arasinda en çok kullânilân Dr. Hâmûde Gurâbe tarafindan tahkik edilen 1955 yilinda Misir’da baskisi yapilan matbû nüshasidir. Toplam 136 sahifelik bu baski küçük boy olarak basilmistir.

3. Makâlâtu’l-Islâmiyyin: Bu eser isminden de anlasilacagi üzere bir Makâlât kitabidir. Islâmi firkalarin görüslerinden ve yapilarindan tenkitsiz olarak bahseder. Ayrica kelâmi meselelerdeki ince ihtilaflardan ve Allah’in isim ve sifatlariyla, Kur’ân hakkindaki görüslerinden söz eder. Bu eserin de H. Ritter tarafindan hazirlanan tahkikli nesri 1928 ve 1933 yillarinda Istanbul’da basilmis olup, bu baskidan bir çok defalar tipki basimlari da yapilmistir.

4. Risâle fî Istihsâni’l-Havz fi’l Kelâm: Onbir sahifelik bu risale de nazar ve istidlâlin müdafaasi yapilir.

5. Risâletü’l-Imân: Iman konusundaki bilgileri ihtiva eden bu risale Almanca’ya tercüme edilmistir.

6. Risâle Ketebe Bihâ Ilâ Ehl’s-Sagr Bi Bâbi’l-Ebvâb: Es’ârî bu risalesinde selef akidesini anlatmistir. Bu risale de Kivamuddin Burslân tarafindan Türkçe tercümesiyle beraber yayinlanmistir (Ilâhiyat Fakültesi Mecmuasi, sayi: 7, ss. 154-176; sayi: 8, ss. 50-108)

II. Diger Eserleri:

Bu grupta Es’ârî’ye ait oldugunu kaynaklardan ögrendigimiz yirmi kadar eseri siralamak istiyoruz. Çesitli kaynaklarda bunlarin sayisi verilmekle kalmayip, yüz kadar eserinin de isimleri zikredilmistir (bk. el-Ibâne, Dr. Fevkiye Hüseyin Mahmud mukaddime s.38-71).

imdi bunlardan yirmi kadarini siralayalim:

1. Kitâbu fi Halki’l-A’mâl

2. Kitâbu fi’l-Istitâ’a

3. Kitâbu fi Cevâzi Rü’yetullah bi’l-Ebsâr

4. Kitâbu fi’r-Reddi Ale’l-Mücessime

5. Kitâbu fi’l-Cisim

6. Kitâbu fi’l-Istihsâd

7. Kitâbu fi’r-Rü’yet

8. Kitâbu fi’r-Reddi Ale’l-Felâsife

9. Kitâbu fi’l-Imâme

10. Kitâbu fi Mütesâbihi’l-Kur’an

11 . Kitâbu fi Ef’âli’n-Nebî

12. Kitâbu fihi Beyâni Mezhebi’n-Nasârâ

13. Kitâbun Kebîr fi’s-Sifât

14. Kitâbu Ale’d-Dehriyyin

15. Kitâbu’r-Redd ‘Alâ Makâlâti’l-Felâsife

16. Izâhu’l-Burhân fi’r-Reddi ‘Alâ Ehli’z-Zeyg ve’t-Tugyân

17. es-Serh ve’t-Tafsil fi’r-Reddi Alâ Ehli’l-Ifk ve’t-Tadlil

18. el-Muhtasar fi’t-Tevhid ve’l-Kader

19. en-Nevâdir fî Dakâiki’l-Kelâm

20. Kitâbu Tefsîri’l-Kur’ân: Bu eserin yetmis cilt oldugu söylenmektedir.

Abdurrahim GÜZEL

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan İmam Maturidi Kimdir Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: imam eşari, eşari kimdir, imam eşari kimdir, imam eşari eserleri kısaca, İmam eşarinin hayatı, imam eşari kimdir sorularla islamiyet, imam eşari hayatı kısaca, ebu hasan el esari hayati ozet, eşari özlü sözleri

Bir yorum

  1. Çok uzun yapmışsınız ve isimlerin soy isimleri tamamen yazmanız iyi olur.
    Allah razı olsun..Teşekkürler

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top