Buradasınız: Anasayfa / Dini Kavramlar / Hadis Terimi Olarak Adalet Nedir

Hadis Terimi Olarak Adalet Nedir

Sponsor Bağlantılar

Hadis Adlı Adalet Hakkında Ansiklopedik Bilgi

Bir hadis terimi olarak adalet, rivayetlerinin kabul edilebilmesi için râvide bulunması gereken müslü-man ve âkil baliğ olma gibi şartlar ya­nında, onu küçük düşüren bütün davra­nışlardan uzak olmasını sağlayan ma­nevî ve ahlâkî özelliklerini de içine alır. Bu anlamdaki adalet, çoğunlukla, râvi­de aranan zihnî özellikleri ifade eden zabı terimi ile birlikte kullanılır.
Bir râvide adalet vasfının bulunması gerektiği. Bakara: 2/282) ve Hucurât: 49/6 sûrelerindeki iki âyet ile bazı hadislerden çıkarılmıştır. [461] Hadis rivayeti gibi son derece ti­tizlik, dikkat ve bilhassa dürüstlük iste­yen bir konuda adalet vasfının aranma­sı aklî ve mantıkî bakımdan da bir mec­buriyettir. Buna göre râvilerde bu va­sıf daha sahabe devrinden beri aran­mış olmalıdır. Ancak sahâbîlerin ada­leti Kur’an ve hadisle sabit olduğu için. sadece bunlara mahsus olmak üzere, daha çok zabt sıfatı üzerinde durulmuş­tur. Genel olarak, Hz. Ali İle Muâviye arasında meydana gelen savaşlardan sonra hadis rivayetinde özellikle ada­let vasfının arandığı görülmektedir. Bir râvinin âdil olarak nitelendirilebilme-si için aşağıdaki şartların bulunması gerekir: [462]

1- Müslüman olmak.
Hadis İslâm dini­nin ana kaynaklarından biri olduğu için bu ilimle uğraşan kimsenin müslüman olması şarttır. Kâfirin hadis öğrenmesi caiz İse de rivayeti ancak müslüman ol­duktan sonra kabul edilebilir. [463]

2- Akıl.
Bu vasıfla, râvinin söyleneni anlayıp doğru cevap verebilme kabiliye­ti (temyiz) kastedilir. Buna göre temyiz çağından küçük çocukların (genel olarak beş yaşından küçük olanların) ve delilerin hadis öğrenmeleri ve hadis rivayet et­meleri kabul edilemez. Hadis öğrenmek için temyiz kabiliyeti yeterli ise de ha­dis rivayetinde bunun yanında bulûğ şartı da aranır. Ancak mümeyyiz çocu­ğun, sırf nakle dayanan rivayetleri na­zarı itibara alınmamakla birlikte, müşa­hede İle ilgili rivayetlerinin kabul edile­bileceği söylenmiştir. [464]

3- Mükellef olmak.
Râvinin, rivayetin önemini ve yaptığı işin sorumluluğunu anlayabilmesi için âkil baliğ olması veya on beş yaşını doldurmuş bulunması ge­rekir. [465]

4- Takva.
Takva burada râvinin büyük günahlardan kaçınması, küçük günah­larda ısrar etmemesi mânasındadır.
Buna göre, ister hadis konusunda ister hayatın başka alanlarında olsun, yalan söyleyen ve fısk içinde bulunan kim­senin rivayetleri kabul edilemez. Özel­likle Hz. Peygamber hakkında yalan söyleyen kimsenin, daha sonra tövbe etse bile. rivayeti bir daha muteber sa­yılmaz. Aynı şekilde bid’atçının riva­yeti de ancak bazı şartlarla kabul edi­lebilir. [466]

5- Mürüvvet (mürûet).
Râvinin şahsiyet sahibi olması, kişiliğini zedeleyen İş ve davranışlardan uzak bulunması demek­tir. Bu vasfın sınırları. İslâm’ın ge­nel ilkelerine uygun örflere bağlı olarak cemiyetlere göre değişir.
Bu şartları taşıyan hür ve köle, kadın ve erkek her râvi âdil (veya adi) sayı­lır. Hadis usulünde bir râvinin belirtilen şartları taşıdığının bilinmesi (adâlet-i zahire) yeterli sayılmış, onun bu ni­telikleri gerçekten taşıyıp taşımadığı­nın (adalet-i batine) tesbit edilmesi im­kânsız görülmüştür.

Bir râvinin adaleti ya yetkili bir kim­senin ifadesiyle (sarahaten) veya bazı durumların onun âdil olduğunu orta­ya koymasıyla (hükmen) bilinir. Hadis âlimlerinin çoğunluğuna göre, bir râvi­nin âdil olduğunu söyleyen veya buna hükmeden kimsenin (muaddil), bu işin ehli, dikkatli ve araştırıcı olması halin­de, erkek veya kadın, hür veya köle ol­duğuna bakılmaksızın râvi hakkındaki hüküm ve şehadeti muteber sayılır. An­cak Medine âlimlerinin çoğu köle ve ka­dının ta’dil’ini kabul etmemişlerdir. Bu konuda oldukça müsamahakâr düşü­nenler de vardır. Bunlara göre ilim (ha­dis) öğrenimi ile tanınan herkesin, aksi varit olmadıkça adaletine hükmetmek gerekir. Muhaddislerin ittifakla kabul ettikleri görüşe göre ise râvinin adalet sahibi olarak şöhret kazanmış olma­sı, onun âdil sayılması için yeterli bir gerekçe olduğundan, artık hakkında ayrıca bir araştırma yapmaya gerek yoktur. [467]

Bibliyografya

1- İbnü’l-Esîr, Cami’u’l-uşûl (nşr. Abdülmecîd Selîm-Muhammed Hâmid el-Fakk), Beyrut 1400/1980.
2- Sehâvî. Fethul-muğtş, Kahi­re 1388/1968.
3- Süyûtî. Tedrîbur-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Kahire 1379/1959.
4- Ali el-Kârî. Muştalahatü eh-Meşer, İstanbul 1327.
5- Nûreddin (tr, Menhecü’n-nakd fî’ulûmi’i-hadîş), Dımaşk 1399/1979.
6- Talât Koçyiğit. Hadis İstı­lahtan, Ankara 1980. [468] Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Fıkıh Terimi Olarak Adalet Nedir Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiket: hadiste adalet ne demek

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top