Buradasınız: Anasayfa / Arapça Türkçe Kuar'an / Kuranda geçen peygamber kıssaları

Kuranda geçen peygamber kıssaları

Sponsor Bağlantılar

Kuranda geçen peygamber kıssaları nelerdir kısaca yaza bilir misiniz?
Yüce rabbimiz bütün peygamberi insanları uyarmak doğru yolu bulmalarına yardım etmek için gönderilmişlerdir. Yine her peygamber büyüdüğü, tebliğ ettiği, başından gelen olaylarla anılmışlardır. Biz kısaca iki peygamberin kıssasını vereceğiz.
Hz. Yusuf (as) Kıssası
Yusuf (as). İsrail oğulları peygamberlerinden Yakub peygamberin oğludur. Hayatı ve kıssası Kuran-ı Kerim’de anlatıldığı üzere (Yusuf/1-104) kısaca şöyledir:
Hz. Yakub’un on iki oğlu var idi. İçlerinde Yusuf’u hepsinden daha çok severdi. Yusuf bir rüya görüp babasına söyledi. “Gördüm ki, on bir yıldız, güneş ve ay, bana secde ettiler” dedi. Yakub (A. S.) anladı ki; “on bir yıldız”, Yusuf’un on bir kardeşine işarettir ve Cenab-ı Hak, onu kardeşlerine üstün kılacaktır. “Oğulcuğum! Bu rüyanı kardeşlerine söyleme. Çünkü şeytan insana düşmandır. Kardeşlerine vesvese verip kalplerine kıskançlık düşürebilir. Sonra sana bir hile yaparlar. Allah sana peygamberlik ve büyük devlet verecek” dedi ve Yusuf’a sevgisi daha da arttı.
Yusuf’un büyük kardeşleri, onu kıskandılar ve hile ile onu kıra götürüp bir kuyuya attılar. babalarına ise “Onu bir kurt yedi.” dediler. Sonra geri dönüp “Yusuf’u bir kervana ucuz fiyata köle diye sattılar. Yusuf o zaman on sekiz yaşında idi. Kardeşlerinden korkup sustu ve Allah’a dayanarak kervanla Mısır’a gitti. Burada Mısır’ın maliye bakanı (Aziz) tarafından satın alındı.
Yusuf’un eşi emsali olmayan güzelliği, Aziz’in karısı Zelihayı adeta büyüledi. Zeliha’nın tekliflerini reddetti. Yine bir gün Zeliha onun odasına girdi. Yusuf ondan kaçarken gömleği yırtıldı. Yusuf dışarı çıkınca Aziz’i kapı önünde buldu. Zeliha ise Yusuf’un kendisine saldırdığını söyleyerek onu zindana arttırdı. Zindanda iki kölenin gördüğü rüyalar, Yusuf’un yorumladığı gibi çıktı. Nihayet Mısır hükümdarının gördüğü bir rüyayı da doğru tabir etmesi üzerine, zindandan çıkarılarak maliye bakanlığına getirildi.
Zeliha, bir hükümdarın kızı ve güzellerin güzeli idi. Kocası ölünce bütün servetini Yusuf’tan haber verenlere bağışladı. Yıllarca yalnız kaldı, Yusuf’u düşündü. Bu arada Hz. Yusuf, Mısır’da tarımı geliştirdi ve yedi sene içinde pek çok zahire biriktirdi. Daha sonra hükümdarın gördüğü rüyadaki kıtlık ve pahalılık seneleri geldi, yedi yıl sürdü. Bu kıtlık seneleri içinde Hz. Yusuf zahireyi adaletli bir şekilde mevcut nüfusa göre tevzi ederdi. Bu kıtlık yıllarında Yusuf’un kardeşleri de Kenan ilinden kalkıp zahire almak için Mısır’a gelirler. Yusuf bir oyunla, öteki kardeşleri Bünyamin’i de zahire almak için getirmelerini sağladı ve hükümdarın tasını onun yüküne saklayarak hırsızlık suçuyla onu alıkoydu.
Yusuf kayıh olalı yirmi bir yıl olmuştu. O vakitten beri ondan bir haber alınmadığı için kardeşleri onun sağlığından ümitlerini kesmişlerdi. Yakub (A. S.) ise Yusuf’un küçüklükte görüp de kendisine söylemiş olduğu rüyaya nazaran onun, huzurunda kardeşleri secdeye varmadan vefat etmeyeceğini biliyor; dönüşünü büyük bir sabırla bekliyordu. Buna binaen oğullarını, Yusuf ve Bünyamin’i arayıp bulmaları için Mısır’a gönderdi.
Kıssanın bundan sonrası; Yusuf un kardeşlerine kendisini tanıtması, babasına onlar vasıtasıyla gönderdiği gömleği gözlerine sürmesiyle gözlerinin açılması ve bütün aile efradını yanına alarak Mısır’da yerleşmeleriyle sona erer. Bu arada Yusuf da Zeliha’ya acımış ve onu nikah ile almıştır. Allah, Zeliha’ya eski güzelliğini vermiş ve Yusuf’tan Ef- rayim ve Menşha adında iki oğlu ile Rahme adında bir kızı olmuştur.
Yusuf kıssası Kuran-ı Kerim’in en güzel kıssası olup, “Ahsenu’l-kassas” olarak vasıflandırılır.

Adem (as) Peygamberin Kıssası
Bütün insanların ilk babası ve ilk Peygamberi Adem aleyhisselâm’dır. Şöyle ki: Yüce Allah, bu alemi yoktan var etmiş, birçok devirler geçtikten sonra da yeryüzünde insan cinsinin ilk babası olmak üzere büyük kudret ile Hazret-i Adem’in cesedini topraktan yaratmış vede onu ruhla, ilimle seçkin kılmış ve ona eş olmak için de Hazret-i Havvayı yaratmıştır. Bütün melekler Hazret-i Allah’ın emri ile Adem’e secde ettiler, yalnız meleklerin arasında yaşayan ve aslında cinlerden bulunan İblis Şeytan, kendisinin ateşten yaratılmak la Adem’den daha üstün olduğunu söyleyerek büyük lenmiş ve secde etmekten kaçınmıştı. Bunun cezası olarak da melekler arasından kovulmuş ve lanete uğramıştır. Yüce Allah özel bir ikram olarak Adem ile Havvayı Cennet’e koymuş ve hikmeti gereği olarak cennette bulunan bir ağacın meyvesinden yemelerini kendilerine yasaklamıştı. Oysa ki, Şeytan, bir yolunu bularak Cennet’e girmiş ve bunlara kuşku vermiş. Demiş ki: Bu meyveden yerseniz, devamlı olarak burada kalırsınız. Hem de onlara bunu yemin ederek söylemişti. Adem vede Havva yasak durumu unutarak o meyveden yemişler. Bunun üzerine Cennet’den çıkarılarak tekrar yer yüzüne indirildiler. Rivayete göre Adem aleyhisselam Serendib adasına, Hazret-i Havva da Cidde’ye indirilmiş. Sonradan Mekke civarında “Müzdelife” denilen yerde buluşmuşlardır. Hazret-i Adem ve Hazret-i Havva hemen pişman oldular, tövbe edip istiğfarda bulundular. Yüce Allah tövbelerini kabul buyurmuş ve Adem’i kendi evlat ve torunlarına Peygamber yapmıştır. Kendisine on sayfalık bir kitap vermiştir. Rivayete göre Adem (as) bin sene veya dokuz yüz otuz sene yaşamıştır. Vefat edince, Serendip adasında veya Mekke-i Mükerrem’de Ebu’l Kubeys dağında gömülmüştür. Nuh aleyhisselam tarafından gemiye alınmış olan mübarek cesetlerinin sonradan Beyt-i Makdis’de gömülmüş olduğu da rivayet edilmiştir. Hazret-i Adem’den bir sene sonra da, Hazret-i Havva vefat edip Cidde’de veya Hazret-i Adem’in yanında gömülmüştür. Bilindiği gibi, Yüce Allah kudret ve hikmet sahibidir, dilediğini dilediği şekilde yaratır. Onun için Adem aleyhisselam’ı insanların ilk babası olmak üzere mükemmel bir halde yaratmıştır, yoksa başka bir yaratıktan tekamül yolu ile meydana getirmiş değildir. Buna aykırı olan sözler, birer kuru görüşten ibarettir. İnsanların kadrini ve şanını bozduğu ve din bilgilerine aykırı bulunduğu için, bizce hiç bir önemi yoktur. Adem aleyhisselam’dam, sonra peygamberlik, Allah tarafından Hazret-i Şit’e verilmiştir. Şit aleyhisselam, Hazret-i Adem’in en güzel ve en sevgili oğludur. Rivayete göre, Hazret-i Adem’in yaratılışından yüz yirmi sene sonra doğmuş ve 912 yıl yaşamıştır. Ölünce Ebu Kubeys dağında Hazret-i Adem’in yanına gömülmüştür. Hazret-i Şit’e peygamberlik, Tevhid ve tespih esaslarını kapsayan, elli sayfalık bir kitap verilmiş ve Hazret-i Adem’in vasiyeti üzerine kardeşlerinin reisi bulunmuştur. Bir rivayete göre Kabe-i Muazzama’yı Hazret-i Adem, diğer bir rivayete göre de Hazret-i Şît ilk kez olarak taştan bina etmiştir. Şit’in anlamı “Hibetullah (Allah’ın bağışı)” dır. Hazret-i Adem’e Kabil tarafından Şehid edilen Habil’e bedel olarak Allah tarafından ihsan buyrulmuş demektir. Bu zata “Şiş” de denilmektedir.

Sponsor Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Hz Muhammed'in rahmet peygamberi olması ne demektir Başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: kuranda geçen peygamber kıssaları, kuranda geçen kıssalar, peygamber kıssaları, kuranda geçen peygamberlerin kıssaları, kurandaki peygamber kıssaları, kuranda geçen kıssalar nelerdir, arapça peygamber kıssaları, kuranı kerimden peygamber kıssaları kısa, kuranda geçen peygamber kıssalarından bir tanesi

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll To Top